Zanaat

Ahşabın En Estetik Hali: Oymacılık Sanatı

siracel@gmail.com'
Yazar: tr Dergisi

Türklerin Orta Asya’da bulunduğu dönemden başlayarak Selçuklu ve ardından Osmanlı’da zirveye ulaşan ahşap oymacılığı, tarihimizde önemli bir yer tutuyor.

Günümüzde çoğunlukla estetik kaygılarla yapılsa da tanıtılması ve korunması gereken önemli el sanatlarından biri.

Ahşap oymacılığı, Orta Asya Türkleri tarafından kullanılmaya başlandığından bu yana Türk süsleme sanatının önde gelen eserlerine hayat verdi.

Kimi zaman eşya üzerinde kimi zaman ise tek başına kullanılarak çok eski dönemlerden günümüze kadar ulaşmayı başaran bu eşsiz el sanatı, şimdilerde bir kültür ögesi hâline geldi.

Ağaç gövdesinden ayrılarak yapılmış lahitlerde hayvan figürlerine rastlanması, at koşum takımlarında deri ile birlikte küçük tahta parçalarının süs olarak kullanılması, ahşabın milattan öncede Türkler tarafından işlendiğine dair kanıttır.

Türklerin Anadolu’ya göçüyle beraber ahşap sanatını devam ettiren Anadolu Selçuklularında, Orta Asya’dakinden farklı olarak oyma sanatı; camilerde, cami tavanlarında, rahlelerde, minberlerde kullanılmış ve birçok dinî motifler de oyma sanatına konu olmaya başlamıştır. Bu doğrultuda Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügat’ it-Türk adlı eserinde ahşap kapılarla ilgili terimlerden sıkça bahsetmiştir.

Böylelikle ahşap sanatının Türk kültüründe kendine yer edinmesi çok uzun bir döneme yayılmış, zamanla çeşitli materyallerle de zenginleştirilip, kendi içinde belli türlere ayrılmıştır. Kültürel zenginliğin artmasıyla birlikte ahşap oymacılığında kullanılan teknikler ve bu tekniklerin süslediği mimari yelpaze de epey genişleyerek özellikle iç Anadolu’da ahşaptan yapılmış camiler ve onların iç süslemeleri, oyma sanatının inceliği hakkında bilgi verir. Ahşaptan inşa edilen ve iç dekorunda da bu malzemeye rastlanan Sivrihisar Ulu Cami, Ankara Arslanhane Cami, Beyşehir Eşrefoğlu Camii ahşap camilerin en güzel örnekleri arasında sayılabilir.

Ahşap oymacılığında kullanılan teknikleri; oyma, kakma, boyama, çatma (kündekâri) ve çakma (kâfisi işi) gibi türlerdir. Bunları birbirinden ayıran özellik ahşabın ne kadar derinlikle hangi tarzla oyulacağı ile ilgilidir. En zahmetli tekniğin kündekâri olduğunu söylemek de mümkün. Kullanılan ağaç türleri arasından da sıkça tercih edilenler gül ağacı, abanoz, sedir, ceviz, elma, çam ağacıdır.

Ayrıca bu el sanatı, altın çağını Osmanlı Devleti zamanında yaşamıştır diyebiliriz çünkü en güzel örneklerine bu dönemde rastlanıyor. Selçuklu’dan aldıkları mirası devam ettirerek, üstüne değişik malzemeler de ekleyen Osmanlı, bu türde iyi eserlere imza atmış.

Osmanlı döneminde ahşap oymacılığı duvarları ve cam kenarlarını da süslemeye başlamış, bununla da kalmayıp bazı dış mimari unsurlarına da konu olmuş. Tophane Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Azapkapı çeşmesi, oymacılık sanatının ince işçilik örneklerini temsil ediyor.

Ahşap oymacılığı sanatı günümüzde devam etmesine karşın hızlı üretimden nasibini almış durumda. Ahşap ustaları geleneksel sanatların gelecek kuşaklara aktarılamaması gibi durumlardan mustarip.

 

GELENEKSEL SANATLARIN BİR ENSTİTÜSÜ OLMALI

Oyma Ustası Mehmet Yasak

“Ahşap oymacılığını babamdan devraldım. Asıl işim mali müşavirlik olsa da bu mesleği ömür boyu yapabileceğimi hiçbir zaman düşünmedim. Zaten oymacılık sevilmediği sürece yapılabilecek bir meslek değil. Ben atölyemde çoğunlukla estetik boyutu olan şeyler üretiyorum. Bu işi yapmayı çok sevsem de belirtmem gerekir ki ahşap oymacılığının günümüzdeki durumu diğer geleneksel el sanatlarından çok da farklı değil. Bu tarz meslekler en iyi usta çırak ilişkisi ile öğrenildiğinden iyi usta yetişmeyince mesleği öğretecek kimse de olmuyor. Bu sebeple, oymacılık ve diğer geleneksel sanatlarımızın korunması, değerinin anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için bir enstitü kurulması gerektiğine inanıyorum. Bu fikir ışığında ben kendi adıma atölyemde oymacılık dersleri veriyorum, çeşitli meslek dallarından öğrencilerim var ancak bizler her ne kadar kendi çapımızda uğraşsak da daha ciddi bir oluşuma gidilmediği sürece bu tarz sanatlar unutulmaya yüz tutar. ”

Yazar Hakkında

siracel@gmail.com'

tr Dergisi

Yorum Ekle