Röportaj

Dünyanın İyiliği İçin Türkiye

siracel@gmail.com'
Yazar: tr Dergisi

“Dünyanın vicdanı olan Türkiye, yalnız Türkiye değildir. Kültür ve medeniyetimizin üzerinde yükseldiği zemindir.” diyen Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile konuştuk.

Üçüncü Millî Kültür Şûrası’nın sloganı “Dünyanın İyiliği için Türkiye” idi. Bu tam olarak ne anlama geliyor sizce?

Şûra oturumları esnasında oturumlarımızdan birinde zikredilen “Dünyanın İyiliği için Türkiye” vecizesini, Millî Kültür Şûrası’nın mesajı olarak alıyoruz. Medeniyet tarihinin en parlak sayfalarının yazıldığı Türkiye, dünya kültür mirasının da en kıymettar hazinelerinin ev sahibidir. Şûramız kuvvetle teyit etmiştir ki bütün zenginliğiyle bu evi, evimizi, dilimizi, ülkemizi, kültürümüzü, irfanımızı bütün tehdit ve saldırılara karşı özenle koruyacağız. Kültürümüzü, sanatımızı, edebiyatımızı, değerlerimizi korumakla yetinmeyeceğiz, bütün insanlık için geliştireceğiz. Devlet ve millet olarak, merkezî ve yerel yönetimler olarak, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olarak, kamu ve özel sektör olarak, kurumlar ve şahıslar olarak elimizden geleni yapacağız. Bizi bir arada tutan ve bir kılan derin manevi bağlar, farklılıklarımızın teminatıdır. Medeniyet tarihinin en parlak sayfalarının yazıldığı Türkiye, dünya kültür mirasının da en kıymettar hazinelerinin ev sahibidir.

Bu noktada uzlaşma kültürünün önemi ortaya çıkıyor diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Bu Şûra bir kez daha göstermiştir ki Türkiye, medeniyet birikimi itibarıyla çatışmayı, rekabeti, kavgayı, redd-i mirası değil; vefayı, sevgiyi, merhameti, adaleti ve dayanışmayı esas alan bir birikimin mirasçısıdır.

Millî Kültür Şûrası’nda, gerilimli ve kutuplaştı -rıcı politik iklimin kültürel hayatımızı geçmişte yoksullaştırdığına işaret edilmiştir. Türkiye’nin zengin birikimini bir araya getiren 3. Millî Kültür Şûrası’nın çoğulcu ve demokratik karakteri takdir edilmiştir.

“Dilimizin zenginliğine sahip çıkmak, bütün gönül coğrafyamıza sahip çıkmaktır.” görüşü Millî Kültür Şûrası’nın ana fikirlerinden biriydi. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

İnsanı ve hayatı yücelten, toplumun manevi ve ruhsal iklimini zenginleştiren bütün sanatsal ve kültürel çalışmaların himaye edilmesinin gereği hemen bütün komisyonlarımızın üzerinde durdukları bir husus olmuştur. Keza, dilin / Türkçe-mizin yoksullaşması tehlikesine özellikle işaret edilmiş, üç büyük dilin zenginliğini taşıyan Eski Türkçenin öğretilmesinin gereği ifade edilmiştir. Dilimizin bütün zenginliğine sahip çıkmak, Balkanlardan Kafkaslara, Kazan’dan Sana’ya kadar bütün gönül coğrafyamıza da sahip çıkmaktır.

Çocukların ve gençliğin ruh bütünlüğünü esas alan bir anlayışı öne çıkarmak gerektiğini ifade ediyorsunuz. Bu hedef için neler yapması gerekiyor?

Çocuklarımızın, gençlerimizin, ailelerimizin ve toplumsal dokumuzun maruz kaldığı yıkıcı saldırılara karşı korunması, yeni bir bilinci, yeni bir dikkati ve yeniden dirilişi gerektiriyor. Devletin ve milletin bekası, aile değerlerinin yaşatılmasına bağlıdır. Bireyselliği ve bencilliği bir norm hâline getiren modern hayat biçimine karşı çocuklarımızı, gençlerimizi millî ve manevi değerlerimizle donatmalıyız.

Sayın Alev Alatlı, “Bizim cetvelle çizilmiş gibi büyük bulvarlarımız, geometrik meydanlarımız hiç olmadı.” diyor. Şehirlerimizin kültürel kimliği nasıl muhafaza edilmeli sizce?

Bu konuda yapılan tartışmaların ve getirilen önerilerin odaklandığı en önemli husus şehirlerimizin kültürel kimliğinin muhafazası ve tahribatın ivedilikle önlenmesidir. Kültürümüzü geliştirmek için devletin daha çok himayesini gerektiren alanlar dikkatle tespit edilmiş, Bakanlığımızın sorumluluklarıyla ilgili getirilen tekliflerin yanı sıra Millî Eğitim başta olmak üzere yerel yönetimlerimize, sivil toplum örgütlerine ve özel sektörümüze son derece kıymetli tavsiyelerde bulunulmuştur. Kültürel alandaki hizmetlerin niteliğini yükseltmek için nitelikli personel ihtiyacı Şûra’da vurgulanan konulardan biri olmuştur. Keza, Türk kültürünün dünyada tanınması ve bilinmesi ile ilgili çok güçlü bir arzu ve irade ortaya çıkmıştır.

Bütün bu hedeflere ulaşabilmek için kimlerden katkı bekliyorsunuz?

Yerel yönetimlerin ve mülki idarenin kültürel gelişmeye daha çok katkı vermesi gerekiyor. Bazı kurumların yeniden yapılanması, birçok alanda envanter çalışmasının gerekliliği, kültür-sanat duyarlılığının mutlaka çocuk yaşta başladığı gerçeği ile nitelikli erken eğitimin önemi artık vazgeçilemez birer gereklilik olarak karşımızda duruyor. Bu konuda umudumuz büyük. Bu umudu daha da büyütmeye, kültürel hayatı zenginleştirmeye kararlı olduğumuzu, bütün sanatsal faaliyetlerin, sanatçıların, yazarların, münevverlerin, adamlarının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Yazar Hakkında

siracel@gmail.com'

tr Dergisi

Yorum Ekle