Dosya

Fatih, Avrupa’nın En Renkli Hükümdarıydı

siracel@gmail.com'
Yazar: tr Dergisi

Fatih Sultan Mehmet, Rönesans’ın “otodidakt”, yani kendi kendini yetiştiren, imkânlarını kullanmanın yanı sıra bunları zorlayan, çok renkli bir aydın portresidir.

Rönesans, İstanbul’un fethiyle başlamadı. “İstanbul’un fethinden sonra Bizans’ın tüm âlimleri kaçtı. Kitaplar, Avrupa’ya taşındı da Rönesans ondan sonra başladı.” diyorlar. O, Voltaire’in yakıştırmasıydı ve yanlıştı. Rönesans prosedürünü bilmiyor çünkü. Batılıların gözünde 1453 çok dramatik bir tarihti. Kilise buna “Felaket” dedikçe Voltaire gibi laikler de “Hiç de felaket değil, olacağına vardı. Hem sonunda Rönesans da oldu.” diye bir kurgu geliştirdi. Peki, ne zaman başlar Rönesans? Rönesans her şeyden önce Palermo’dan yani Sicilya’dan başlar… Diğer taraftan Endülüs’teki medreselerden başlar. Papa İkinci Silvestre bile orada okumuş. İşte Rönesans oralarda yapılan tercümelerden başlar.

TÜRKLERİN ALTIN ÇAĞI

Türkiye’nin yüzyıllar önce açılan tarih defteri henüz kapanmamıştır ve sık sık da görüyorsunuz ki bu defter kapanmaz. Onun için tarih bilmek; nereden geldiğinizi, nasıl yurt edindiğinizi öğrenmek zorundasınız. Tarihini bilmeyen, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin,

dahası neler yapabileceğinin hesabı olmaz. Türklerin Altın Çağı isimli son kitabımda da yazdım. Merak eden okuyabilir. İnsanlık tarihinin en önemli medeniyetlerinden birini kurmuş olan Roma İmparatorluğu’nun farklı evreleri var. Üçüncü Roma, Müslüman bir imparatorluktur. Osmanlı, dönemin yeni şartlarına Roma olarak uyum göstermiştir. Bizans, Klasik Roma’nın ve İtalya’nın en zengin, en enteresan bölümünü oluşturuyordu. Hatta en enteresanıydı diyebilirim. Bizans zaten buradaydı.

RÖNESANS AYDINI

Fatih Sultan Mehmet bir Rönesans aydınıydı.

Fatih, Rönesans’ın “otodidakt”, yani kendi kendini yetiştiren, imkânlarını kullanmanın yanı sıra bunları zorlayan, çok renkli bir aydın portresidir. Bir diğer ifade ile döneminin en müstesna, en çizgi dışı adamı odur. Fatih sadece Osmanlı’nın değil bütün Avrupa’nın en renkli hükümdarıydı. İki dünyayı da bu kadar bilen bir hükümdar daha yoktur. Fatih döneminde ona benzeyen 100 hatta 10 kişi bile yetişse Avrupa başka bir kıta, dünya da başka bir dünya olurdu. Yeni Endülüs kurulurdu. Fatih’in ölümü bir kırılma meydana getirmiş. Çok yaklaşmış ama yapamamışız. Bunu bugün yapmaya bakalım.

Prof. Dr. İlber Ortaylı

Yazar Hakkında

siracel@gmail.com'

tr Dergisi

Yorum Ekle