Sanat

Komşunun Komşuya Daima İhtiyacı Vardır

siracel@gmail.com'
Yazar: tr Dergisi

İstanbul Bienali, dünya sanatının güncel örneklerine 15’inci kez Türkiye toprakları üzerinden ev sahipliği yapıyor.

Günümüz çağdaş sanatının sayılı sanat etkinlikleri arasında yer alan ve yalnızca ülkemizden değil, birçok ülkeden hem sanatçı hem de izleyici katılımlarıyla zenginleşen İstanbul Bienali, dünya sanatının güncel örneklerine 15’inci kez Türkiye toprakları üzerinden ev sahipliği yapıyor.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen bienalin küratörlüğünü yapan Elmgreen& Dragset İkilisi, bir ön çalışmadan sonra “İyi Bir Komşu” başlığını seçerek, sanatçıları belirlediler. Böylece çağımızda en çok gereksinimi duyulan komşuluğun, sanat platformunda yeniden ele alınmasını hedeflediler.

Komşuluk giderek önemini yitiriyor. İnsanlar işten eve, evden işe âdeta robotlaşmış bir biçimde gidip geliyorlar. Boş vakitlerinde ya televizyonun karşısına geçip yüzlerce kanal arasında gezintiye çıkıyorlar ya da cep telefonları ve bilgisayarlarının onlara işaret ettiği dünyanın sonsuzluğunda kayboluyorlar. Daha az diyalog nedeniyle büyük bir yalnızlığa sürükleniyorlar.

Evin içinde durum böyle olunca, komşularla iletişim daha kopuk oluyor. Eskiden komşuluk ve bunun getirdiği dayanışma önemliydi. Hastalandığın zaman komşunu arar, çay demlediğin zaman komşunu çaya çağırırdın. Evler, apartmanlar, siteler, toplu konutlar derken, daha çok insan birlikte yaşamaya başladığı hâlde komşuluk sosyal yaşamın içinde giderek önemini kaybediyor.

İnsanlar artık karşı komşularının ismini bilmiyor, sabahları ya da akşamları karşı karşıya geldiklerinde ancak kuru bir selam veriyorlar birbirlerine. Bakkal, kasap, manav üçlüsü, mahallenin en önemli sosyalleşme ortamıyken, eskiden çarşıya pazara gidilirken, artık esnafla olan iletişim de en aza indi, yapılan güzel sohbetler de geride kaldı.

Market raflarında duran, daha önce paketlenip fiyatları belirlenmiş olan ürünlerin varlığıyla müşteri, alışverişin başından sonuna kadar tek kelime etmeden kasaya kadar gelebiliyor. Üzerinde fiyatların yazdığı ürünleri alıyor, sepetine atıyor ve çoğu kez bir kelime dahi etmeden süpermarketten çıkıyor. Barkodlarla kredi kartlarının arasındaki ilişkiye dönüşüyor alışverişin özeti. Modern dünyada yaşamın içine teknolojinin bu denli girmesinin bedelini birçok faydasının yanında içe kapanma ve yalnızlaşma olarak da ödüyorsunuz.

“İyi bir komşu” konusunu ele alan 15. İstanbul Bienali, komşuluk ilişkilerini farklı birçok bağlamda yeniden düşünmek ve bunun sanatta kullanılabilirliğini örneklerle gösterme açısından ideal bir alan oluşturuyor.

Bienalde yer alan yapıtlar, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern, Pera Müzesi, Ark Kültür, Yoğunluk Sanatçı Atölyesi, Küçük Mustafa Paşa Hamamı gibi birbirlerine yürüme mesafesinde olan altı komşu mekânda sergileniyorlar. Bienaller gibi sanat etkinliklerinin en önemli özelliklerinden biri de yapıtların önce mekânla, sonra da birbirleriyle olan ilişkileridir.

Sanat her ne kadar bireysel bir hareketmiş gibi gözükse de ileri vadede kitleleri yanına alamayan bir hareketin sanat olarak anılması neredeyse olanaksızdır. Küçük dahi olsa, yapılan üretimi destekleyen bir izleyici grubuna her zaman ihtiyaç vardır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleşen sanat bienalleri, insanların bireysel sorunlarından dünyadaki göç olgusuna, toplumsal yalnızlıktan çevre kirliliğine kadar farklı konuları sanat düzleminde ele alarak farkındalık yaratmaya ve çözümler bulmaya odaklanıyor.

16 Eylül ile 12 Kasım 2017 tarihleri arasında açık kalan, sponsorluğunu Koç Holdingin yaptığı ve 1987 yılından itibaren düzenlenen 30 yıllık bir geçmişe sahip olan Bienal’de 56 sanatçının toplam 150 yapıtı yer alıyor. Serginin küratörleri, bienale ait küratör metni yerine, komşuluk ile ilgili 40 soru sorarak kavramsal bir alan yaratmayı denemişler:

“İyi bir komşu siz hastayken size yemek yapar mı?”, “İyi bir komşu komşu bir ülkeden midir?”, “İyi bir komşu, ince zevkleri olan birisi midir?”, “İyi bir komşu yeni taşınıp gitmiş birisi midir?”, “İyi bir komşu yanı başınızdaki evsiz adam mıdır?”, “İyi bir komşu sizi rahat bırakan birisi midir?”, “İyi bir komşu sizinle aynı gazeteyi mi okur?”

Soruları şöyle bir düşünmek, onlara yanıtlar vermek ve sanatçıların komşuluk kavramına getirdikleri yorumları bienal mekânlarında görmek, gerçekten de insanın ufkunu açıyor. Zaten sanatın amacı da bu değil mi?

Yazar Hakkında

siracel@gmail.com'

tr Dergisi

Yorum Ekle