Seyahat

Minyatürlerle Anadolu

siracel@gmail.com'
Yazar: tr Dergisi

Anadolu’nun bazı kadim şehirlerini kaleme alan Osman Şakir Efendi hem notlarıyla hem de çizdiği minyatürlerle alışılmışın dışında bir Anadolu portresi ortaya koyuyor.

Seyahat notlarından veya hatıralarından ya da bir ressamın fırçasından izlediğimiz Anadolu şehirleri; özelliği ve güzelliğiyle coğrafyamızı süsleyen kadim bir tarihî geçmişe de sahiptir. Seyyahların gözde mekânı Anadolu coğrafyası, bu yönüyle her zaman dikkatleri üzerine çekmiştir. Seyyahların gezi notlarında yer alan bilgilerin dışında Anadolu’nun bazı kadim şehirlerini kaleme alan Osman Şakir Efendi, alışılmışın dışında hem notlarıyla hem de çizdiği minyatürlerle Anadolu coğrafyasını Üsküdar’dan Tahran’a kadar resmetmiştir.

Doğum yeri olan Yozgat’ın Bozok şehriyle şöhret kazanan Bozoklu Osman Şakir Efendi, İkinci Mahmut tarafından 1810’da İran’a gönderilen Yasincizade Abdulvehhab Efendi öncülüğündeki elçilik heyetinin Farsça mütercimi olarak görevlendirilmiş ve bu seyahat sırasında uğradığı kimi şehirleri, kendisinin çizdiği minyatürlerle Musavver İran Sefaretnamesi ismini verdiği eserinde kaleme almıştır.

Bozoklu Osman Şakir Efendi’nin 1810’daki bu görevlendirilmenin ardından İstanbul’dan hareketi ile ilk önce Üsküdar’la başlayan minyatür çizimlerini Kartal, Gebze, Hereke Hanı, İzmit, Sapanca, Geyve, Taraklı, Göynük, Mudurnu, Bolu, Köroğlu Çeşmesi, Gerede, Bayındır, Çerkeş, Karacalar, Karacaviran, Koçhisar, Tosya, Hacı Hamza, Sarmaşıkkaya, Osmancık, Dingil Hüseyin Derbendi, Merzifon, Amasya, Zengan, Siyahdihan, Ebher, Kazvin, Kışlak ve Tahran’a kadar devam ettirerek, 31 yerleşim yerini resmetmiştir. Üsküdar’da başlayan sefaretname notlarına Merzifon’a kadar kısaca yer vermiş ve bazı tarihî anekdotlarla desteklemiştir. Buradan sonraki tarihî kentlerin sadece minyatürlerini yapmıştır.

 

ÜSKÜDAR’DAN TAHRAN’A

İstanbul’dan yola çıkan elçilik heyetiyle Üsküdar’da geceledikten sonra, ertesi gün “kanadı kırık bir kuş”a benzettiği Kartal’a gelen Şakir Efendi, buradaki evlerin küçüklüğüne dikkat çeker. Buradan yola çıktıktan sonra sağanak yağmur nedeniyle beş saatte Gebze’ye varır. Kiremitli küçük evleri ve camisinin olduğunu belirttiği Gebze’de misafirhanede konaklar, ancak o gece soğuk bir gece geçirir. İzmit’e doğru yola çıkan Şakir Efendi, Hereke Hanı’nda bir müddet konakladıktan sonra yola devam eder. Varış yerindeki İzmit’te bir evde iki gece heyetle konaklar. Ertesi gün at sırtında giderek altı saatte Sapanca’ya ulaşır. Şakir Efendi, burada bir handa geceler, şehrin doğasına hayran olur. Seher vaktiyle Sapanca’dan hareket eden Şakir Efendi, Sakarya nehri üzerindeki İkinci Bayezid’in yaptırdığı köprüyü temaşa eder ve nehir hakkında detaylıca bilgi verir. Uzun bir müddet sonra Geyve’ye ulaşır. Doğal güzelliğine dikkat çektiği Geyve’de viran bir handa konaklar. Sonrasında yola çıkarak Taraklı’ya altı saatte ulaşır. Şakir Efendi, Taraklı’daki misafirperverlikten ve doğal manzaranın güzelliğinden detaylıca bahseder. Buradan hareketinden sonra Şakir Efendi, Akşemsettin’in türbesine istinaden Türbeli diye adlandırılan Göynük’e altı saatte yine at sırtında varır. Göynük’te konaklamanın ertesi sabahı heyetle birlikte Akşemsettin’in türbesini ziyarete gider. Ziyaretin ardından uzun bir yolculuk sonrası sekiz saate Mudurnu’ya ulaşır. Şakir Efendi, Mudurnu köyünde denk geldiği iğne imali işinden detaylıca bahseder. Mudurnu’dan atlara binip Bolu’ya doğru yola koyulan heyet, güzergâhın engebeli yapısından dolayı sıkıntılar yaşar ve kar, yağmur, fırtına derken şiddetli soğuktan etkilenerek Bolu’ya varır. Soğuğun yanı sıra Bolu’da huzursuz bir gece geçirir.

 

İNSANI, DOĞASI VE TARİHİYLE…

Şakir Efendi, Bolu’yu Birinci Abdülhamid’in vezirlerinden Ahmet Paşa’nın yaptırdığı saat kulesiyle birlikte çizer. Ertesi gün Ramazan Bayramı nedeniyle gece yarısı yola çıkarak dağlar, tepeler aşar ve Cağa Gölü yakınındaki Köroğlu Çeşmesi denilen mevkiye ulaşır. Buradaki istirahatın ardından dağların güzelliğine dikkat çeken Şakir Efendi, dağın arasında İstanbul’daki dikilitaşın üçte biri kadar olduğunu söylediği bir dikili taşın varlığından bahseder. Şakir Efendi dikilitaşı ve kitabesini inceledikten sonra atına binip tekrar yola koyulur. 12 saatlik uzun bir yolculuğun ardından sabaha yakın Gerede’ye ulaşır. Şakir Efendi,  o gece konakladığı ev sahiplerinin şiddetli soğuk nedeniyle evi ısıtamadıklarını, dolu sesinden uyuyamadıklarını anlatır. Sonraki gün Gerede’den ayrılışın ardından dokuz saatte Bayındır köyüne varırlar. Burada bir handa konaklamalarına rağmen kötü bir gecenin ardından, huzursuz bir şekilde Bayındır’dan hareket ederek Çerkeş’e ulaşır. Bayındır’a rağmen Çerkeş’ten memnun olur ve buranın çiçek bahçelerinden, doğallığı ile kasaba ahalisinin misafirperverliğinden bahseder. Birkaç saat burada konaklamanın peşinden dokuz saat sonra ulaştıkları Karacalar Köyü’nde geceyi geçirirler. Seher vakti hareketle, ertesi gün Karacaviran’da yer alan menzilhanede konaklarlar. Daha sonra atlara binerek Koçhisar’a gelirler. Geceyi burada geçiren kafile gündoğumuyla yola çıkar ve Devrez çayı güzergâhından giderek dokuz saat sonra Tosya’ya ulaşır. Tosya’da Gemalmaz İbrahim Ağa’nın evinde misafir olarak geceyi geçirdikten sonra ertesi gün Tosya’dan yola çıktıktan on saat sonra Kızılırmak kenarında, 70-80 evli bir köy olan Hacı Hamza’ya ulaşırlar. Bu köyde geçirilen gecenin ardından ertesi gün Kızılırmak güzergâhı doğrultusunda etrafı kayalıklarla çevrili Sarmaşıkkaya’ya varırlar. Birinci Abdülhamid’in veziri Darendeli Mehmet Paşa’nın buradaki imar çalışmalarına dikkat çeken Şakir Efendi, Sarmaşıkkaya’ya hayran kalarak, yoluna devam eder.

 

CİHANDA MİSLİ BULUNMAZ

Kızılırmak üzerine İkinci Bayezid tarafından inşa ettirilen günümüzde Koyun Baba Köprüsü denilen, Osmancık adındaki 15 gözlü köprüye sekiz saat sonra ulaşırlar. Şakir Efendi köprünün özelliklerinin yanı sıra burada Kızılırmak’ı ve kaynağını da uzunca anlatır. Cihanda misli bulunmaz dediği bu köprüyü temaşanın ardından bir müddet sonra Osmancık’a ulaşır ve notlarında buradaki tarihî bir kaleden bahseder. Osmancık’tan sonra Dingil Hüseyin Derbendi denilen yere varan heyet, burada istirahat eder ve ardından 16 saatlik yolculuk sonrası seyahat notlarının sona erdiği Merzifon’a ulaşır. Merzifon’a gelişin ardından kafilenin başındaki elçi Yasincizade Abdulvehhab Efendi Kadı Mollazade, Şakir Efendi de Mustafa Ağa adlı birinin evine konuk olur. Şakir Efendi, Merzifon halkının misafirperverliğini, şehrin doğallığını, bahçelerini ve huzur veren manzarasına olan hayranlığını dile getirir. Osman Şakir Efendi’nin sefaretnamesindeki bu notları ile Anadolu’nun bir kısmına dair verdiği izlenim, bilhassa çizdiği minyatürleri ile Anadolu coğrafyasındaki bazı tarihî mekânların tanıtılmasına renk katmıştır. Üsküdar’dan Merzifon’a kadar olan geçtiği 24 yerdeki han, köprü, köy, kasaba ve konak yerleri hakkında bilgi veren Şakir Efendi, Merzifon’dan sonra Türkiye’de Amasya ile İran’da yer alan Zengan, Siyahdihan, Ebher, Kazvin, Kışlak ve Tahran’ı kendi yaptığı minyatürlerle sadece resmetmiştir.

Yazar Hakkında

siracel@gmail.com'

tr Dergisi

Yorum Ekle