Gündem

Ön söz

Yazar: TR Dergisi

2019 yılı, Türkiye açısından çok önemli bir tarih ve bir yıl dönümüdür. Tam 100 yıl önce yani 1919’da Türkiye bağımsızlık mücadelesi vermiş, sonunda güçlü bir demokratik devlet kurmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 100. Yıl kutlamalarında, “Bugün 19 Mayıs’ta Samsun’dan başlayarak Cumhuriyetimizin kuruluş yılı olan 29 Ekim 2023’e kadar sürecek bir dizi yüzüncü yıl etkinliğine başlıyoruz.” demişti. Sayın Cumhurbaşkanımız, “Bu yıl 19 Mayıs Samsun’a çıkışla başlayıp 22 Haziran Amasya Tamimi’ni, 23 Temmuz Erzurum Kongresi’ni, 4 Eylül Sivas Kongresi’ni coşkulu bir şekilde anacak, muhasebemizi yapacak, hedeflerimizi hep birlikte tazeleyeceğiz.” ifadesini kullanmıştı.

100. yılında, Millî Mücadelenin büyük ismi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve diğer bütün kahramanlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum.

2019’un ilk altı ayı dolu dolu geçti. Öyle ki, zengin Türk mutfağının dünyada tanıtılması için özel ve önemli faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Dünyaca ünlü mutfak şeflerini ağırlayan gastromasa organizatörü Gökmen Sözen, 2019 Göbeklitepe Yılı etkinlikleri kapsamında uluslararası mutfak şeflerine özel bir program hazırlamıştı.

Gökmen Sözen, ünlü şef ve gastronomi yazarlarını, “Gastroway” adlı özel bir programla Gaziantep’te buluşturmuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen bu programı ve Türk mutfak kültürüyle ilgili çalışmalarını, dünyaca ünlü mutfak şeflerinin Türkiye gözlemlerini Gökmen Sözen’le yapılan röportajdan okuyabilirsiniz.

Bu arada Yunus Emre Enstitüsünün dünyanın farklı ülkelerinde Türk mutfağı tanıtım çalışmalarında aktif rol aldığını ve çeşitli programlar yaptığını da söylemeliyim. Türk edebiyatı tarihinin en büyük ilim adamlarından Prof. Dr. Fuat Köprülü, Dede Korkut Hikâyeleri’yle ilgili dikkate değer bir tespitte bulunuyor. Fuat Köprülü’ye göre, “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basmaktadır.”

Sanıyorum Dede Korkut Kitabı’nın değeri bu kadar gerçek hüviyetiyle tespit edilebilirdi. Dede Korkut Kitabı Türk edebiyatının en büyük abidelerinin ve Türkçenin en seçkin eserlerinin başında gelmektedir.

Öyle ki, Dede Korkut Kitabı, Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleriyle 2018 yılında UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi’ne oy birliğiyle kabul edilmişti. Türkçenin bu abidevî mirası, yüzyıllardır Türk ve uluslararası edebiyat-tarih araştırmacılarının dikkatini çekmektedir. Geçen aylarda Prof. Dr. Metin Ekici, Dünya Kültür Mirası Dede Korkut Uluslararası Sempozyumu’nda 13. boyu bulduğunu açıklarken Prof. Dr. Necati Demir ise 7 yeni boy ve ek metinler bulduğunu açıkladı.

Kuşkusuz bu açıklamalar, sanat ve edebiyat kamuoyunda dikkatle takip edildi. Bu sayımızda, Dede Korkut Kitabı’nın kayıp metinlerini ve bu yeni buluşu, Prof. Dr. Metin Ekici ve Prof. Dr. Necati Demir’den dinleyeceğiz.

Yazının başında 2019 yılının çok verimli geçtiğini söylemiştim. Son yıllarda büyük atılım yapan Türk sporu A Millî Erkek Voleybol takımı 2019 CEV Altın Ligi Şampiyonu olmuştur. “Filenin Efeleri” lakabıyla tanınan A Milli Erkek Voleybol Millî Takımı, ikinci kez mücadele ettiği CEV Altın Ligi’nde namağlup şampiyon olarak tarihi bir başarıya imza atmıştır.

Geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığımızca 2018 Troya Yılı ilan edilmiş ve 2013’te yapımına başlanan Troya müzesi açılmıştı. Troya müzesinin açılışından kısa bir süre sonra ise 2020 Avrupa Konseyi Müze Ödülü (EMYA) için finale kaldığının müjdesini de vermek istiyorum. 2019 Türk kültür hayatı, edebiyatı, sanatı, sporu ve mutfağı açısından verimli geçmeye devam ediyor. Bu hadiseleri elinizdeki sayımızda zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.

Son olarak Yunus Emre Vakfı, 2009 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde kurulmuştu ki, bu sene 10. yılımızı kutluyoruz. Bugün itibariyle Yunus Emre Enstitüsünün 48 ülkede 58 merkezi bulunmakla birlikte, yurt dışındaki 100 kadar üniversitenin Türkoloji bölümleriyle irtibatlı geniş bir ağa sahiptir.

Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye’nin kültürel birikimini olağanüstü bir çabayla aktarmaya ve doğru anlatmaya gayret ediyor. Merkezlerimizin bulunduğu ülkelerde yerel sivil toplum kuruluşlarıyla, sanatçı ve bilim insanlarıyla temas halinde olarak Türkiye’nin imkânları ve tezleri on seneden beri anlatılmaya çalışılmaktadır.

Enstitü, dil, bilim ve kültür diplomasisi yoluyla ülkemizin birikim ve dinamiklerini anlatmaya devam ediyor. On yıl önce yola çıktığımızda birkaç ülkede faaliyet gösteren uluslararası yeni bir kültür kurumuyduk. Ancak şimdilerde daha güçlü, daha tecrübeli fakat idealleri ve hedefleri yeni olan bir kurumuz. Öyle ki, Türkiye’nin tezlerini doğru anlatmak amacıyla doğru kanallar açmak ve yeni irtibatlar bulmak için çalışmaya devam ediyoruz.

Yeni, renkli ve dolu bir sayıda görüşmek üzere saygıyla selamlıyorum.

 

Yazar Hakkında

TR Dergisi

Yorum Ekle