Gündem Röportaj

TÜRKİYE’NİN GASTRONOMİ ZENGİNLİĞİ GASTROWAY İLE DÜNYAYA AÇILIYOR

 

DÜNYACA ÜNLÜ MUTFAK ŞEFLERİNİ AĞIRLAYAN GASTROMASA ORGANİZATÖRÜ GÖKMEN SÖZEN, 2019 GÖBEKLİTEPE YILI ETKİNLİKLERİ KAPSAMINDA TÜRKİYE’YE GELEREK, SOKAK YEMEKLERİ VE YEREL ÜRÜNLERİ İNCELEYECEK OLAN EKİPTE YER ALDI. GASTRONOMİ YAYINLARI GENEL YAYIN YÖNETMENLİĞİYLE DE TANINAN SÖZEN İLE ANADOLU MUTFAK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE KEYİFLİ BİR SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRDİK.

Göbeklitepe etkinliğinden ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

Göbeklitepe’ye önem veriyoruz. Fakat Türkiye’nin birçok tarihî noktasına da önem veriyoruz, çünkü dünyada tarihi boyutu en yüksek destinasyonların bu bölgede olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle bu sene Göbeklitepe yılı olduğu için sadece Gastroway değil, diğer projelerimizi de Göbeklitepe’ye bağlamak istiyoruz. Gastroway’de dünyaca ünlü şefleri getirdik ve buranın Gastroway Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır’ın tarihi alanlarının yanında hem tarımsal alanları hem geleneksel yemekleri tattırma fırsatı bulduk. Sadece bunlar değil, gıda firmalarında hazırlanıp ihracata teşvik edecek projeler sunduk. Tabii ki bu sene Gastroway ile başladık, ama projelerimiz Göbeklitepe ve Gastromasa’yla devam edecek. 26-30 Kasım arasında da yine dünyanın en önemli şefleri ile önemli gastronomi medyasını buraya getireceğiz. Göbeklitepe’nin daha fazla tanıtılmasını misyon edineceğiz. Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor.

 Dünyanın önemli şefleri ve gazetecileri Gaziantep’e geldiler. Gaziantep’i seçmenizdeki neden nedir?

Sadece Gaziantep diye değil, Mezopotamya olarak bakıyoruz. Türkiye’nin kuzeydoğusu, güneydoğusu; yani Kuzey Mezopotamya’sını bir bütün olarak inceliyoruz. Fakat Gaziantep tabii ki bir gastronomi şehri… Dünyanın en iyi baklavası, en iyi fıstığı, dünyanın en iyi yemekleri var burada ve dünyaya daha fazla tanıtılmasını istiyoruz. Nasıl Lübnan mutfağı dünyada tanıtılıyor, Gaziantep’i de aynı şekilde tanıtmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu nedenle Gastroway’de şeflerimizi Gaziantep’e getirdik. Ama GastroAntep’te biz daha da büyük projelere imza atarak hem burada yemekleri tattırıyoruz hem de tarihi yerleri gezdiriyoruz. İhracat edilecek Antep biberinden fıstığına ve sumağına kadar bu projelerde devam edip yurt dışına tanıtmaya çalışıyoruz.

GastroAntep’te başka ne tür etkinlikler yapılıyor. Biraz daha detay verebilir misiniz?

Biz Gaziantep’e zaten her yıl gruplar götürüyoruz. Geçen yıl GastroAntep’te dünyanın en iyi şeflerini ağırladık, bu sene de ağırlıyoruz. Gastroway’de de yine Michelin yıldızlı şefler geldi. Bu sene de 12-15 Eylül’de GastroAntep yapılıyor, yine dünyanın en iyi şeflerini farklı ülkelerden getiriyoruz. Burada konferanslar, workshoplar ve uluslararası düzeyde dünyanın en iyi dördüncü yarışmasını planlıyoruz. Dünyanın en iyi şefleri burada yemekler yapacak, bence meraklısı bunu kaçırmasın.

 Bu sene Gastroway’i Mezopotamya’da gerçekleştirdiniz, başka şehirlerde de olacak mı?

Geçen yıl Ege’de yaptık. Gelecek sene iki yerde yapabiliriz, özellikle Karadeniz’e ve Doğu Karadeniz’e önem veriyoruz. Doğu Akdeniz’e de önem veriyoruz, yani Antakya, Adana ve Antalya şehirleri çok önemli bu konuda. Doğru destinasyonu ise yıl sonunda açıklayacağız.

 Gastroway adı altında Türk yemek kültürü tanıtılıyor. Yabancı şefler, yemek kültürü yazarları, gastronomi uzmanları geçen aylarda Türkiye’ye geldiler. Gelen misafirlerimizin izlenimlerinden bahseder misiniz?

Bunlar dünyanın farklı destinasyonlarından gelen uluslararası yazarlar. Biz hem farklı destinasyonlardan getiriyoruz hem de uluslararası olmasına dikkat ediyoruz. Bu nedenle burada çıkılacak olan gazete ve dergilerdeki haberlerle birlikte sosyal medya ve dijital platformlarda çıkan haberlere de değer veriyoruz.

Türkiye’nin tanınması için dünyanın farklı destinasyonlarından getirdiğimiz yazarlar buranın tarımsal ürünlerini, yemeklerini, tarihini, doğasını her şeyini inceleyip bunları yayınlıyorlar ve Türkiye’nin tanıtımına çok önemli bir hizmet veriyorlar. Biz doğru uluslararası medyayı inceliyoruz. Bunun için networkümüz var. Bu nedenle yılın bir yarısında yurt dışındayız. Bu konuda incelemeler yapıyoruz ve hem doğru şefleri getiriyoruz hem doğru medyayı getiriyoruz. Tabii ki bizim esas uluslararası çalıştığımız kısım, Gastromasa. Dünyada birçok organizasyon var. Bu da dünyanın en iyi uluslararası dört konferansından biri. Diğerleri Madrid, San Sebastian ve Milano’da.

Biz bunu çok çalışarak bu yerlere getirdik ve ilerde tabii ki Gastromasa’yı bir Türk markası olarak dünyaya açacağız ve hâlâ görüşmelerimiz devam ediyor. Burada hem dünyanın en iyi 50 restoranlarının şefleri geliyor hem de Michelin yıldızlı en üst düzey şefleri getiriyoruz. Bir bakıma köprü oluşturuyoruz. Türkiye’nin yatırımcıları, şefleri ve profesyonel gastronomi sektöründe çalışanlar olarak hem onlardan bilgi alıyoruz hem biz onlara bilgi veriyoruz.

Bu sayede ülkemizdeki gastronominin gelişmesine katkıda bulunuyoruz. Ayrıca gelecek senelerde Antalya’da önemli bir uluslararası organizasyon planlıyoruz. Avrupa’dan ve özellikle Rusya’dan ülkemize birçok turist geliyor. Bu nedenle iyi olan ağırlama sektörümüzün daha iyi olması için “Host Summit” Zirvesi yapacağız. Tamamen turizm otelciliği ve turizm gastronomisi konseptli olacak. Gastromasa dünyanın en iyi fine dining sektöründen geliyor. Host Summit’e ise dünyanın en iyi turizm otelcilik sektörünün rol modellerini getireceğiz. Bence Türkiye’ye ve özellikle de Antalya’ya çok önemli katkıda bulunacak. Böylesi uluslararası anlamda organizasyonlara imza atıyoruz.

Gastronomi son yılarda turizmin başka kolu olarak ortaya çıkıyor. Türkiye gastronomi yönünden ne kadar zengin, misafirlerimiz Türkiye’nin yemek kültürünü fuarlarda yeterince tanıyorlar mı?

 Dünya turizm gastronomisi sevenler bence Türkiye’yi şu an rota olarak kabul etmedi. Bunun için bizim çalışmamız lazım. Yurt dışındaki fuarlarda sadece tarihî yerlerimizi değil, yeme içme kültürümüzü de doğru anlatmamız lazım. Bir turizm fuarında geleneksel yemeklerimiz dışında, her kademedeki yemeklerimizi göstermemiz lazım. Sokak lezzetlerinden başlayıp, en üst düzey fine dining restorana kadar farklı modelleri sunmamız lazım. Belirli şef arkadaşlarımız var dünyada tanınan, onlara da buradan teşekkür ediyorum. Onlar kendi tırnaklarıyla buralara geldiler. Onlar dışında tabii ki en büyük zenginliğimiz sokak yemeği. Türkiye’ye gelen Türkiye’yi bilmeyen yabancı şeflerimiz ya da turistler sokak yemeğimize hayran oluyorlar. Tavuk göğsümüz, kokoreçimiz, dönerimiz onlara farklı geliyor. Bunun yanında geleneksel lokantalarımıza, esnaf lokantalarımıza daha fazla destek verilmesi lazım devlet tarafından… Bunlar bizim değerimiz.

Geleneksel lokantalarımız, yani esnaftan farklı olarak kebap restoranları, balık restoranları bunlara önem vermemiz lazım. Ama turizm gastronomisinin gelişmesi için bizim şef restoranlarına ihtiyacımız var, çünkü dünyada bunlar tanıtımını yapıyor. Peru’ya baktığınızda sokaklarda Ceviche’yi görürsünüz. Ama Ceviche’yle tanıtımını yapmıyor. Çok güzel, lezzetli yiyorsun, içiyorsun; ama Peru’da dünyanın en iyi restoranları var. Ekonomik anlamda Türkiye’den geri olmasına rağmen çok iyi pazarlama yapmışlar. Bizler devlet desteğiyle şeflere, gençlere, şef restoranlarına destek vermemiz lazım. Kendi restoranlarını açıp dünyada tanıtımını yapmaları gerekiyor, ayrıca bunun yanında da global halkla ilişkiler firmalarına ihtiyacımız var. Çünkü sadece şef olmak yetmiyor. Dünyada adından söz ettirecek gastronomi yazarlarına ihtiyacımız var ve biz daha yolun başındayız.

Gastroway Ege’de için Türkiye’ye gelenlerden bir kare: Andoni Luis Aduriz – Diego Guerrer, Elena Arzak, Josean Alija ve Gökmen Sözen

 Türkiye’nin hâlâ keşfedilmemiş birçok özelliği var. Bunlardan biri de mutfak kültürüydü. Şimdiye kadar neler yapıldı, bundan sonra gastronomi turizmini nasıl geliştirebiliriz?

Türkiye’de sivil toplum örgütleri bir şeyler yapmaya çalışıyor. Hepsine tek tek teşekkür ediyoruz, ama Türkiye gastronomisi metropol İstanbul hem Ankara, İzmir gibi müşteri çekmek istiyorsa şehirlerin daha aktif olması lazım. Şu anda Türkiye yurt dışında yeterince tanınmıyor, tanıtmaya çalışıyoruz. Bunun için sadece biz değil, bizim gibi başka çalışan arkadaşlarımız da var. Hepimiz ortak bir vizyonda buluşup tanıtmamız lazım. Sokak lezzetlerinden en üst kademeye kadar hapsini inceleyip, bütün kesime hitap edecek bir gastronomi turizmine ihtiyacımız var. Bütçesi 5 bin avro olup, yurt dışında yaşayan bir insan Türkiye’ye geldiğinde ona doğru sokak yemeğini anlatmamız ve oralara götürmemiz lazım.

 Bir insanın başka bir ülkeye seyahat etmesinin amacı aslında yemek kültürünü tanımaktır. Peki Türkiye’ye seyahat etmek isteyenlere ne söylemek istersiniz, Türkiye gastronomi bakımından zengin bir ülke midir?

Türkiye tarımsal ürünleri ve geleneksel lokantaları ile çok zengin bir ülke. Ama dünyanın en iyi üçüncü mutfağı dersek o olmaz. Bekli de öyledir, ama olmaz. Şu anda bunun alt yapısı zayıf. Gastroway’de Mezopotamya bölgesini seçmemizin sebebi buydu. Her yerin görülmesini istedik tabii ki. Gaziantep bunun öncüsü, ama misafirlerin kalınan oteldeki hediyeliklere kadar teker teker incelenmesi gerekiyor. Sadece orası değil, Ege’ye baktığımızda İzmir’den aşağısında geleneksel lokantalar da olsa çok güzel bir restoranı tanımıyor turist. Onun için tanıtımlara ihtiyacımız var. Gizli kalmış lezzetler var. Mesela şu an Ayvalık’ta Rodos’tan Girit’ten gelen adalılar var. Öyle ki burada ciddi anlamda Giritli var. Ama gerçek Girit lokantalarını artırmamız gerek. Demek ki Türkiye’nin geneline baktığımızda tarım alanlarımız muhteşem, geleneksel lokantalarımız çok iyi; ama biz bunları biraz düzelteceğiz. Şef restoranlarını artıracağız, alt yapılar yapıldıktan sonra tanıtıma başlamamız lazım. Alt yapınız yoksa millî bir felakettir, bütün çalışmalar boşa gitmektedir. Ama bir yerden başlanacak. Türkiye’deki insanlara güveniyoruz bizde bu nedenle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

 Eklemek istedikleriniz…

 Dünyanın en iyi restoranlarına zeytinine, zeytinyağına, fıstığına, sumağına kadar biz yolluyoruz. Biz bunu kendimiz için, ülkemiz için yapıyoruz. Çünkü Türkiye’nin gıda ürünlerine güveniyoruz. Bunun için yurt dışında bayilerle görüşmemiz lazım, dünyanın bu ürünleri tanıması lazım. Bunun için Tarım Bakanlığı, Kültür Bakanlığı hep beraber koordineli çalışmamız gerekiyor. Ayrıca Gastromasa Türkiye markasıdır, dünyada da olacak. Bu nedenle Türk şeflerini de Gastromasa ile dünyaya tanıtacağız.

 

Yazar Hakkında

Yusuf Meriç

Yorum Ekle